Ana içeriğe atla

Yalnızlığın Resmi

Şiddetli yağmur bastırıyor. Pencerenin önünde saatlerce dışarıya bakıyor. Şimdi ise sessizlik vardı içinde, her şeye rağmen yaşayabilir mi acaba ? Kalabalık arasında yalın tek bir ruh . Insanların veremediği mutluluğu tek yalnızlık veriyordu ona ,adıyla hitap etmemek doğru değil elbette ama o duygusuzdu ,eğlenebilecek kadar duyguları vardı fakat mutlu olabilecek kadar duyguları yoktu belki , yalnızdı hep yalnız dışlanıyor ve seviliyordu ama seviyordu, yaşama rağmen seviyordu ,acımasızlığa, esarete rağmen seviyordu . Çünkü o bir çocuk sevginin gücünü olduğunu düşünen bir çocuk, ağaçların hışırtısı huzur verir ona ,insanların dansı heyecanlandırır onu ,hep zariftir bu çocuğun bir yanı ,hep bir yanı eksik, hayat iste tamamlamaz yarımı, kabuklaşır yara ama kapanmaz ,kabuk soyuldukça daha çok kanar,yara bandı dahi tutmaz yarayı, zaman gerekecek yaranın kapanması için, diyorki sansizlik diyor acı veriyor bana kimsesizlik yalnızlık ilkbaharın gelişini bekleyen sonbahar yaprağı gibi bekliyor o çocuk hepte bekledi . Yağmur durmuş olmalı düşünmeyi bıraktı.  Tek bir iple hayata tutunmaya çalışıyor. Acı biraz da gülünç ,unutmuş olmalı ipi tutarken elleri kanıyor ama o ellerinin kanamasını görmek istemiyor ,gözlerinin önünde ama görmüyor.  Acı çekiyor. Işkence görüyor fakat vazgeçmiyor. Çünkü çok güçlü o kadının içindeki çocuk...


          Her zamanki gibi sabah erken kalktı ,üstünü giydi , sabahları pek yemek yemez miğdesi bulanır. Kahvesini içerken hep düşüncelere dalar ,o yüzden her sabah elini yakar. Daha sonra işe gider ve eve yorgun gelir. Yalnızdır ama iki kişilik yemek yapar . Sonra tekrar sabah olur o çocuğun ruhu acımaz, ona duygusuz demiştim öyle değil mi ? Ama o kadının bedeni hergeçen gün daha çok acır, yanar ama çocuk çok güçlüdür, dayanır, direnir . Ama kadın dayanamaz son vermek ister hayata gerçek bir çocuk meydana gelir benzer, kadına yalnızlığı hissettiren birine benzer . Acı biraz da korkunç birdi iki oldu şimdi ...


Kadının içindeki çocuk yorulur, alışılmış bir durum değildir kadın için kabullenmeye başlamalı şimdiden. Bu sefer beklemez olur yapraklar ilkbaharı ,insanlar ise dans etmez . Yüzüne baksananıza şunun ne kadar da yaşlı , cocugu evlendi ,yalnızlığına sebep olan biride yok artık peki niye geçmez oldu morluklar daha on yedisindeyken gecerdi hemencecik ama simdi ise geçmiyor. Bugün ağladığını ilk defa gördüm gerçek ağlıyor gibiydi senelerce güldü bu ağlaması sahteydi , diye düşünmüştüm. 


         Meğer ise gerçekmiş bir yani bir 'insan' duyguları olan bir çocuk ve bu bedene sahip kadın ama bir dakika senelerce yalnızdı bunu sağlayan kişide 'insan ' bu kelime çok önemli değil öyleyse belkide önemli olan sadece vicdandı. Hayatı bir film gibi geçti önünden 'elveda' diyecek galiba ,ama hiçte adil değil yaşantısı hemde hiç...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Döngü

 Ölüp ölüp dirilmelerin insanıyım  Anka kuşunun kanadındayım Uçsuz bucaksız gecelerin ardından  Tekrar uyanmanın insanıyım

Bir pişmanlık

Güllerin en güzeliydi o deniz gibi bir sesi  yaprak gibi gözleri  ve en güzelide koskocaman sevmesi .Hem kederi sever hemde çaresizliği  yani sahte değil sahici hemde çok sahici sever canı yandığı zaman ağlar mesela yahut gülmek istediğinde kahkalar onu bırakmaz böyle yaşar işte senin benim gibi ama bir farkla pişmanlık vardır ruhunda herkesten farklı bir pişmanlık yaşamasına duymuş olduğu bir pişmanlık gökyüzüne baktığında karanlık görür mesela pişmandır gökyüzünü siyah gördüğü için papatya onun için hep kırmızıdır kanın rengi gibi aynı şakaklarinda hep kan vardır ,sözleri hep acıdır ama hep te güler kararsizligin böylesi ,pişmanlığın böylesi , işte yaşam bu nedensizlestigi an koyboldugun an oluyor, zor buluyorsun kendini ,zor seviyorsun hayatı ve bazen ellerin uzanıyor gökyüzüne ufaktan bir gülümseme, sessizliğine bir çare ve belkide gökyüzüne dalıp gittiğin an oluyor bazen belkide geceler boyu ağlamam oluyor sevmek yetmiyor bazen haykırmak gerekiyor yaşmaya dair pişman...